Bakanlıktan “4 Nisan Dünya Mayın Bilinci ve Mayın Faaliyetine Destek Günü”ne ilişkin yazılı açıklama yapıldı.
Açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun mayın ve patlamamış mühimmat tehlikesine dikkati çekmek amacıyla 4 Nisan’ı, “Dünya Mayın Bilinci ve Mayın Faaliyetine Destek Günü” olarak ilan ettiği hatırlatıldı.
Türkiye’nin küresel ve bölgesel ölçekte kara ve deniz mayınlarıyla mücadele konusunda önemli ve somut katkılar sunduğu belirtilen açıklamada, Milli Mayın Faaliyeti Merkezi aracılığıyla antipersonel mayınlarının kullanımının, depolanmasının, üretiminin ve devredilmesinin yasaklanması ile bunların imhasına dair Ottawa Sözleşmesi’ni ve bu çerçevede tesis edilen uluslararası işbirliğini desteklediği kaydedildi.
Mayın ve patlamamış mühimmatın birçok ülkede insan güvenliğini tehdit eden ciddi sorun olduğu bildirilen açıklamada, bu durumun aynı zamanda ülkelerin sosyoekonomik kalkınmasında ve kültürel mirasının korunmasında olumsuzluklara yol açtığı vurgulandı.
Açıklamada, mayın kirliliğinin uzun süredir ciddi güvenlik tehdidi oluşturduğu Afganistan gibi ülkelerin yanı sıra işgalden kurtardığı topraklarda halen tespit edilememiş çok sayıda mayın bulunan Azerbaycan‘ın güvenlik endişelerinin paylaşıldığı belirtilerek, “Ülkemizin mayın tehdidiyle mücadele eden ülkelere hem kara ve deniz sahalarında hem de uluslararası platformlarda sağladığı güçlü ve kararlı destek sürecektir“ ifadesi kullanıldı.
OTTAWA SÖZLEŞMESİ’NE YÖNELİK ELEŞTİRİLER
Türkiye’nin Ottawa Sözleşmesi’ne taraf olması ve doğu sınırlarında bulunan mayınların temizlenmesi, farklı çevreler tarafından çeşitli gerekçelerle eleştirilmektedir.
Bazı eleştiriler, bu temizliğin sınır güvenliğini zayıflatacağı yönündedir. Özellikle yasa dışı geçişlerin, kaçakçılığın ve terör suçlarının artabileceği, dolayısıyla Türkiye’nin sınırlarını koruma kapasitesinin zedeleneceği savunulmaktadır. 2009 yılında Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesi gündeme geldiğinde de benzer kaygılar dile getirilmişti.
Bir diğer eleştiri, göçmen geçişlerinin kolaylaşacağı ve bunun Türkiye’nin demografik yapısını değiştireceği ve terör tehdidini artırabileceği yönündedir. Bu görüşe göre, mayınların kaldırılması, göçmen akışını artırarak sosyoekonomik dengeleri bozabilir ve toplumsal sorunlara yol açabilir.
Suriye iç savaşının başlamasından bu yana Türkiye, büyük bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalmıştır. Mart 2021 itibarıyla Türkiye genelinde geçici koruma altına alınan toplam 3 milyon 665 bin Suriyeli bulunmaktadır. ?İran, Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerden gelen göçmenlerle birlikte bu sayı katlanmıştır. Ayrıca gayri resmi rakamların, resmi rakamların çok üzerinde olduğu öngörülmektedir.
Bu veriler, Türkiye’nin son yıllarda yoğun bir göçmen akınına maruz kaldığını göstermektedir. Mayınların temizlenmesiyle sınırların daha geçirgen hale gelmesi, benzer göç dalgalarının tekrarlanabileceği endişesini artırmaktadır.
Bazı çevreler ise Türkiye’nin bu kararı dış baskılarla aldığını ve bunun egemenlik haklarına müdahale olduğunu öne sürmektedir. Uluslararası sözleşmelere taraf olmanın ve yabancı finansmanla yapılan temizleme faaliyetlerinin, Türkiye’nin kendi güvenlik politikalarını özgürce belirleme yetkisini sınırladığı iddia edilmektedir.